spacer search

T.C. Şebinkarahisar Kaymakamlığı


         www.sebinkarahisar.gov.tr

           Cuma, 29 Ağustos 2008
Search
spacer
header
Ana Menü
ANA SAYFA
İDARİ YAPI
KÜLTÜR VE İDARİ Y.
KAYMAKAMIMIZ
KAYMAKAMLARIMIZ
KÖYDES
YÖRESEL
Önemli Duyuru

Sitemizden alınan her türlü yazı, haber, makale, resim alan kişi ya da kişilerin alıntı belirtmeleri zorunludur.

BİLGİ E. YASASI
BİLGİ E. BAŞVURUSU
FAALİYET R. 2006
GALERİ
HABER ARŞİVİ
LİNKLER
ARAMA YAP
İLETİŞİM
TOKİ KONUT S.
MAHALLİ İDARELER
ÖNEMLİ TELEFONLAR
 
ANA SAYFA arrow YÖRESEL arrow Folklor

Folklor
Halkın yaşayışına, hayat görüşüne, sanat eserlerine, inanç ve geleneklerine ait olan ve kuşaktan kuşağa devredilen kültür unsurlarının tümüne geniş anlamıyla folklor denilir. Bölgenin folklor değerlerini aşağıdaki başlıklar altında izleyeceğiz.


İNANÇLAR

İnançları da dini özellik taşıyanlar, folklor özelliği olanlar olarak ikiye ayırmak mümkündür.
a)Sağlık İşleri ve Ölüm Vukuundaki Adet ve İnançlar:
-Vücutlarında ağrı ve sızı olanlar yeni vurulmuş ayı pöstekisi veya cesedi üzerinde otururlar.
-Yıllanmış sıtmalılara yılanın değiştirdiği derisinin, köpek pisliğine veya kahvenin tütsüsünden verilir. Yedi Mehmet adlı evden ekmek toplar hastaya yedirilir. Böylece sıtmalının iyileşeceğine inanılır.
-Veremli hastalara gözleri açılmamış bir köpek yavrusu kesilerek bir tencerede pişirilip yedirildiğinde iyileşeceği farz edilir.
-Evelik olunun kökleri sökülüp yoğurtla karıştırılarak bir gece oyalandıktan sonra vücuda sürüldüğünde uyuzun geçeceğine inanılır.

b)Rizyonomik İnanışlar:
-Sivri başlı insanlar devlete erişirler.
-Seyrek saçlı kızların kısmeti kıt olur.
-Küçük gözlü insanlar tamahkar olurlar.
-Mavi gözlü insanların hain olduklarına inanılır.
-Göz kalması eve misafir geleceğine delalettir.
-Düz taban insanların uğursuz olduğuna inanılır.

c)Hukuki İşler ve Adetler:
-Hırsızlık oldukça az rastlanılan hadiselerdir.
-Kız kaçırma hadiseleri de oldukça az rastlanılan hadiselerdir. Kaçırılarak getirilen kızların geldikleri evlerde bu hareketleri her zaman başa kakıldığından kızlar zorunluluk olmadıkça kaçmazlar.
-Kan gütme davaları sahil şeridine kıyaslanmayacak kadar az ve oldukça nadirdir.
-İmam nikahı ile evlilikler oldukça fazladır.

d) Meteorolojik İnanışlar:
-7 Mart üçüncü cemrenin düştüğü akşam poyrazla- lodosun dövüştükleri ve birbirlerini yenmeye çalıştıkları gün olarak kabul edilir.
-20 Mayıs akşamı dışarıda hayvan bırakılmaz, yıldızların çarpışacağına inanılır.
-Çarşambadan açan hava perşembeye, cumadan açan hava ise öbür cumaya kadar süreceğine inanılır.
-22 Mart, 18 Nisan, 20 Mayıs, 25 Haziran günlerinde sayılı fırtınaların sahne olacağı kabul edilir. *

e) Sanat, Ziraat ve Ticarete ait Düşünce ve İnanışlar:
-Akşam Ezanından sonra evden hamur mayası ve çiğ süt dışarı verilmez. Bereketin kaçacağına inanılır.
-Yılbaşında bütün halk hamur ve yoğurt mayalarım tazeler. Bununla yeni yılın bereketi artacağına inanılır.
-Fırın yakan her evin işini bitirdiği zaman yakın komşularına hısımlarına "sıcak" adı verilen ekmek payı dağıtmak mecburiyetindedir.

ADETLER

a)Düğün Adetleri:

Oğlan 18-20 yaşlarına geldiğinde ana-baba kız aramaya koyulurlar. Münasip bir kız bulunduğunda oğlan evinden 3-5 kadından oluşan bir düğün heyeti kurulur ve kız evine gönderilir. Giden düğün heyeti belli etmeden kız evini ve kızı inceden inceye gözden geçirirler ve kız evine bir şey demeden evden ayrılırlar. Kız tarafı da bu arada oğlanı ve oğlan tarafım inceden inceye araştırırlar. Her iki taraf bir birlerinden memnun olursa oğlan tarafı ikinci düğün heyetini gönderir. Düğün tarafı niyetlerini açıklar, kız anası - babası bilir demek suretiyle erkek düğün istediklerini belirtirler.Üçüncü defa erkek düğün heyeti gider ve bu gidişe "Söz alma veya söz kesme" denir.

Düğür ve söz kesme işi bittikten başlık meselesi halledildikten sonra nişan ve düğün günlerinin tespitine geçilir. Nişan gününden bir gün önce okuyucu vasıtasıyla
mahalle ve köy halkı nişan merasimine davet edilir.

Kız evine gelen davetliler ikramla karşılanır. Nişan gösterme ve yazdırma işi bittikten sonra kız ve oğlan sahipleri ve üç mutemet kimse tarafından kızın ayrıca ifadesi alınır ve bir odaya çekilerek mahallesinin veya köyün insanına dini nikah kestirilir. Dini nikahtan sonra şeker veya baldan yapılan şerbetten ikram edilir.

Resmi nikah merasimi yapıldıktan sonra düğün hazırlıklarına başlanır. Düğünler genellikle pazartesi öğleden sonra başlar Cuma günü akşamına kadar sürer.
Misafirler nişanda olduğu gibi okuyucu vasıtasıyla davet edilirler. Misafirler genellikle düğün müddetince oğlan evinden yer içerler. Bunun için düğüne gelenler bil hassa
köylerde bulgur, yağ vs. yiyecekler getirirler. Düğünün ikinci günü alayla kız evine kınacı gidilir. Üçüncü günü geline hamam yaptırılır. Dördüncü günü damat tıraşı ve
damadın hamama götürülmesi yapılır. Gelin oğlan evine götürülür. Güveyi yatsı namazını camide veya köy odasında cemaatle kılındıktan sonra sağdıcı ve arkadaşları tarafından evine götürülür. Cuma günü temizlik ve yemeği müteakip damat sağdıç evine gider. Aksama kadar eve uğramaz. Bu gün gelin görmeye gidilir.

b) İmece Adeti:

Bel imecesi ve ekin imecesi olarak ikiye ayrılır. Bel imecesinde imeceye gidecek olanlar belleriyle birlikte giderler.
 

TÜRKÜLER VE OYUN HAVALARI

Türküler genel olarak düğün türküleri, oturak türküleri olarak ikiye ayrılır. Düğünlerde söylenen başlıca türküler Dikayak, Karahisar Türküsü, Düzayak, Efeler Türküsü, Düzayak Dududilli, Düzayak Kırmızılım, Kemence Türküsü, Kelkit Türküsü, Giresun Kayıkları başlıca türkü ve oyun havalarıdır.


ATASÖZLERİ-BİLMECELER-BEDDUALAR

Bölgede, bölgesel bir çok atasözü vardır. Bunlardan bir kaçı;
-Acı kabadayısı müflisin kibarı.
-Bir ağızdan çıkan 32 dişe yayılır.
-Delikli boncuk yerde kalmaz.
-El atma binen köy ortasında iner.
-Minnetsize minder verilmez.
-Oğlan büyür koç olur, kız büyür hiç olur.

Bölgesel bir çok bulmacalar da vardır. Bunlardan bazıları;
-El öper göz seçer, dil biçer, (yazı)
-Kırık kaşık, yerine yapışık, (kulak)
-Mavi atlas, iğne batmaz, makas kesmez, terzi biçmez, (gök)
-Minare gibi kara, bin bir çiçek bir lale. (ay ve yıldızlar)

Halk arasında söylenen bir çok beddualar (Gargışlar) dan bazıları ise;
-Delikli tahtaya gelesin, gözlerin göğe dikile, hekim hakim parası edesin, kara yele gelesin, ocağına kül elene vs.

Halk arasında söylenen hayır duaları ise;
-Ekmekli olasın, adın anıla, onurun arta, varlığa ulaşasın, yüzün ağara, yüzün ak ola, vs.

YEMEK

      Öte yandan, yemek ve müzik kültürünün kendine has özellikleri vardır.Yemeklerden celecoş çorbası, ğöllü gavut, toyga çorbası, keşkek, hoşveren kavurması, kendine has özellikleri olanlardan bazılarıdır.

MAHALLİ KIYAFETLER

Düğün, dernek ve gezilerde bu yöre halkı muhakkak olarak temiz urbalarım giyerler. Giyinişler tabii ve sadedir. Köylü erkekler hemen kesilen kendi davarlarından elde ettikleri yün, tiftik ve kıldan yaptıkları "Şal" adı verilen kumaşı giyerler. Mahalli kumaşlardan zigve, çaşkur ve mintan şeklinde giysiler yapılır. Şehir erkeklerinin tamamı pantolon ve ceket, köy erkeklerinin bir kısmı çaşkur, aba, zigve ve mintan giyerler.

Köylü kadınlarının büyük kısmı düzelden yapılmış peşli adı verilen ve etek entari geri kalanı da basma ve kasaldan yapılmış fistan giyerler.

SÖZ ÜRÜNLERİ

SEET GAÇ

Zengin bir aile bir gelin almış. Ağalık zenginlik değimli, geline altın ziynet derken, birde altın kol saati hediye etmişler.

Bölgede adet olduğu üzere, sabah çayına misafirliğe gittiklerinde, kadınlardan birisi, birazda hulüs çekmek için olacak, geline:

-Gız bacım, seet gaç?

Diye sorunca, okuması yazması olmayan gelin, hem kurulmuş hem pencereden eğilmiş, dışarı bakmış, görmüş ki, güneş gökte üç masta boyunda biraz yükselmiş kolunu ileri uzatmış, saatına bakmış demiş ki,

-Guşluğu beş geçiy.


MANİLER

Gül bahçesinde bülbül

Dem çeker gürül gürül

Ben senin için ağlayım

Sen uzaktan buna gül

          *   *   *

At olur tepmez mi

Yar olur da öpmez mi

Yarin öptüğü yerde

Mor menekşe bitmez mi

          *   *   *

Karanfilim deste gider

Dolanır dosta gider

Seni gören yiğitler

Evine Hasta Gider


Bülbül sever gül sever

Menekşe, sümbül sever

Ne yapmalı bilmem ki

Göz görür Gönül Sever


        *   *   *


Karanfilim saksıda

Bir yar sevdim Aksu’da

Mevlam bizi kavuştur

Akşam ile yatsıda

       



ISIRGAN YAYLASI


-Öpiym hanım eme

-Ne o gız gavurun gızı

-Şey, cici anam size ısırgan yaylaşı gönderdi de

-Hıı.. sağolasın canı, eline sağlık

-Dedi ki, “göğ gürlemeden yesinler” dedi

“şifa niyetine: gokusunu alırlar da olur ki çocuk çocuğun ciciği şişer” dedi

-Bu zamanda böyle ısırganı nerden buldunuz cazu?

-Ben Cımbistinin gızıynen topladuh.

-Dur. Gız  dur. Ben de gavut yaptımıdı, bi topak verimde yiyerek get. Cici ananada selam söyle. Gız Fadime.. çabuk bi topak gavut sıkda, getir! Çabuk çaparak getür, gız gidecek.


Celalettin MENTEŞ


YARIM BİLET


Bir gözü kör olan hemşehrimiz H.K. Şebinkarahisar’dan İstanbul’a gider. İstanbul’da gezer tozar iken canı sinemaya gitmek ister. Hemencik yakında bir sinema bulur ve sinemanın kapısından içeri girer. Bilet almak üzere bilet gişesinde kuyruğa girer. Sıra kendisine gelir ve gişe memuruna sorar.

-Bilet kaç para

Gişe memuru cevap verir.

-Hemşehrim iki lira

Hemşehrimiz cebinden bir lira çıkarır ve gişe memuruna uzatır. Gişe memuru.

-Kardeşim bilet bir lira değil iki lira. Bir lira daha vereceksin.

Bir gözü kör olan hemşehrimiz hemencecik lafı yapıştırır ve derki

-Herkes iki gözüşle seyrediyor, ben bir gözümle seyrediyorum.

Bu söz gişe memurunun çok hoşuna gider ve hemşehrimizden bir lira alarak bilet  verir ve sinemaya girmesini sağlar.



KİPİ VE HILTAK


İki hemşehrimiz İstan-bul’da meslerine lastik almak için bir lastikçi dükkanına girerler. Dükkan sahibi lastiği getirir; hemşehrilerimizden merhum M.G sağ ayağını bismillah  diyerek uzatır, lastiği giyinir. Çok geniş gelir, satıcıya hitaben:

-Hemşehrim bu ayağıma çok hıltak geldi senden rica ediyrim biraz kipisini ver.

-Hemşehrim bizde kipi marka lastik yok istersen sana cizlevet vereyim. Der


Bu söz üzerine yanında bulunan diğer Şebinkarahisar’lı hemşehrimiz kipi ve hıltak kelimelerinin geçerli karşılıkları söyleyerek durumu anlatır. Birlikte görüşürler, sonra istedikleri vasıfta bir çift lastik alarak çıkarlar.


MEMMED’LER

Gondolun Memmed

Fıstık Memmed

Basuk Memmed

Efe Memmed

Fındık Memmed

Tanko Memmed

İlga Memmed

Delü Memmed

Lazların Memmed

Dilgon Memmed

Guru Memmed

Hollik Memmed

Gara Memmed

İbişin Memmed

Şıh Memmed

Tellinin Memmed

Tıhılın Memmed

Cido Memmed

Mencenin Memmed

Yiğidin Memmed



HERİF SENİN GÖZÜN KÖR MÜ?

Rahmetlik kör Hasan evlendiğinde her akşam eve gelirken eli dolu geldiğinden hanımı onu kapıda karşılar. Hoşlandıktan sonra sevinerek elindekileri alır içeri girermiş.

Bir gün yine kapı çalınır. Hanımı sevinçle kapıyı açar bakar ki Hasan Efendinin eli boş. Sevinç hali bir anda hüzne döner ve hanım kafayı kaldırarak efendisinin yüzüne bakınca  “a-herif senin gözünde mi kör?” der. Bu laf üzerine Kör Hasan küplere binerek hanıma “geçmişini sinkaf ettiğim, elim dolu gelince kör değilim de şimdi mi kör oldum?” diye kükrer.



CINDIK

İki çocuk karşı karşıya geçip konuşurlarken, birisi cebinden bir dürüm pestil çıkarıp yemeye başlar. Diğeri de, o yedikçe ağzını şıpırdadarak, “bi cındık da bana ver, nolursun” diye yalvarmaktadır. Diğeri, “bıcındık, micındık vermem, ben onu anamdan zorunan aldım.” Der.



De Gel de Okuma

De yeri Get!

De beğendin mi yaptığını?

De bah hele!

De gördün mü başına geleni?

De beğendin mi şimdi?

De ben n’eydim şimdi?

De sen bana miyat ol.

De Gel de Gülme?



TUTAN DUALARIMIZ


- Allah akıl üstünlüğü versin

- Cazu şerrinden emin olasın

- Gözün gönlün açıla

- Hiç kimseye yük olmayasın

- Işıklı günlere ulaşasasın

- Oğul ekmeği yiyesin


TUTAN BEDDUALARIMIZ

- Aklına baba çıka

- Babalar tuta

- Gorbagor olasın

- Ekmek tavşan sen tazı olasın, o kaça sen kovalayasın

- Hortlayasın

- Karnın kabara

- Toprak başına, toprak çuluna

- Yerinde yatmayasın



LAKAPLARIMIZ

Ayaksızların Gadir

Bamiyanın Dursun

Camışın Kazım

Celladın Çakır

Cinoğlunun Ramis

Çıngırdın Hacı

Dömbülün Durmuş

Dubanın Dursun

Garalükün Bahattin

Guduzların Tahsin

Göçlerin Mehmet

Gonuşoğlunun Salih

Godinin Hasan

Gülananın İsmail

İbişin Ömer

Kürt Hamzanın Nuri

Lağurluğunun Baha

Lalukiseyinin Ayhan

Lazoğlu Selahattin

Mehmanların Yusuf

Piçazizin Ehmet

Sağır Ahmedin Sami

Seddoğlunun Selim

Saatçilerin Alim

Seydalların  Muhsin

Serdarın Kazım

Samiyenin Ehsan

Şıhbekirin Mustafa

Tıhtığın Tahsin

Yörelemenin Şükrü

Mencenin Asim



GÖLLÜ GAVUT

Yemesi Tad verir bekmezi bolsa

Hastaya şifadır can Göllü Gavut

Biraz da yanında sade yağ olsa

Kişnetir adamı Can Göllü Gavut


Özelliği daim kışın yenmesi

Enerji kaynağı can Göllü Gavut

Hararet artırır bir denemsi

Cıbılın yamçısı can Göllü Gavut


Kış gelmiş neyine bizim Sümsüğün

Gult gult yutar can Göllü Gavut

İşliği yırtılmış Tımanı yokmuş

Üşütür mü Onu can Göllü Gavut


Hülasa dostların cıbılın aşı

On deği beş değil dertlidir başı

Hele buz tutumu bacağını kaşı

İmdada yetişir can Göllü Gavut



Evin küçük oğlu ocağın başında unutulan sovan bıçağı ile elini kesince feryadı basıy, yetişen annesi, bir taraftan çocuğun parmaklarındaki kanı durdurmaya çalışırken bir taraftan da büyük gızını

-Geberesice ben sana bin defa iş bitince bu soyhayı terekteki yerine goy demedim mi?



Evin Küçük kızı vakit vakit yaptığı gibi yine danalığın kapısını bağlamayı unutmuş, dana da dışarı çıkarak havludaki bir kürek dolusu şirayı içmiş bir müddet sonra işin farkına varan evin gelini, dananın garnının şiştiğini görünce, gızını yakaladığı gibi alnına sümsüğü gakmış, bir taraftan da

-Gavur urumun enuğu şimdi nenen olacak hortlağa ne haber anlatacağız. Ben sana kırk kere şu soyhanın kapısını bağla demedim mi?


Guruması için bacaya serilen bulgurları tavuklardan, guşlardan gorumak için bekçi bırakılan oğlanın, arkadaşları ile bacadan bacaya goğuştuğu sırada tavukların bulgurunu yediğini gören anası, sesleniy,

- Ula, ula ula… gavur dölü aha orada gorhuluh gibi ne duriysin goğsana şu soyhaları




M  E  K  T  U  P

Gardaşım İseyin,

Evvelâ mahsus selâm eder her iki ellerinden hasretle sıkarım. Bizi suâl edecek olursan, hamdolsun eyiyük. Böyüklerin ellerinden, güçcüklerin gözlerinden öperük. Sağa yazduğum son mektubum herhalım eliğe değmedi. Epeyi bekledim, ne mektup çıktı ne haber.

Ula oğlum!... bağa bah, sen ne hıyanet adamsın. Bu gardaşın, aha bu yad ellerinde, tertelef, tek bir başına hasretlik çekeriken sen onun halini sormak içün bir mektup bile yazmiysın. Ula! Ekdüğüm biçdiğüm nohut yoğsa leblebi odlunda benimi beğenmiysin.

Ula sıçanın sidüğü, eğer aha bu mektubuma da cevap yazma, bah ben seni neydiyim. Bir gargış verürüm, bir gargış verürüm ki anandan doğduğuna pişman olursun. Tööbe, tööbe… Estağfurullah.

Allah razı olsun, demekki <Yeni şebin postası> da gelmese heç biriğizden heç bir haber alamıyacuk!

Şimdi İseyin beni eyi dinle;

Gardaşım nasıl? Heç, herifci oğlunun şeyinde bile değil, namussuz bir haber bile yollamıy. Ona uğra, benim için bir parhaç gatıh iç. Ve de deki; Gardaşın seni merah ediymiş de, mektubuna cevap yazmamışsın de. Erükler savdımı?  Cöğüzler folağ odlumu? Besdil durumu nasıl? Yiğenim gine altına işiyse ecük pisikbalı yedürsünler, heç bir şeyi galmaz o çerliyesicenin deyiyde. Ve de deki, işte canım aklığa ne gelürse de Ehlaksızlık etmesin, beni habersiz gomasınlar deyiy de.

Onları öyle çok göresiydimki, şu işleri bir yoluna goyayım, hemen gelecem. Gardaşım, biliysin kelin daşı körün guşu gırh yılda bir, iş bulduk – o da elesefiye onuda gaçurmuyah.

Gareysarı, Tamzarayı, galeyi, gülloğu, Köroğlu gözesini, Aspasayı, sokakları, galdırımları, damları, hetta ve hetta galedeki çamşurları, ahurdaki inekleri, her şeyi, herkesi çok göresidim.

Hele bir gelim, bağa gancıklık eden o yollozun da çapolasını da ağzına dıhmassam bağada Mehmet demesinler. Ağzına çerledüğümün zalladı, galleşlik neyimiş ben ona görsedürüm. Hele bir işlerim bitsin, İseyin, hele bir bitsin!... Nerende geldi aklıma? Gelmez olasıca

Neyse senin de canığ fazla sıkmayım. Gelsem de seniğnen bitike dertleşsek, fırıngurularımızı, çükeliğimizi çıkın edip Coyna bahçesinde, Ehmet gözesinde bir otursak!... Ooof aman ooof  buz ğibi suda bir ıslasak fırıngurularımızı…

… Geçende yağan düğürcük bahçelere bişey etimi? İşşallah bişey etmemişdür. Gerze tavuğun gulk olduğunu yazıydın, cücükler herhalım çıkmışdur. Sen neydiysin, gardışım, sen nasılsın? Anangil erüşde yapdılarsa gelince payımı isterim, unutma haaa!

O keliği başına çalınasıca emmi oğlu ne halt ediy? İşlerini yoluna goydumu? Duyduğuma göre mektup yazmıyrım diye bağa ekis ediymiş. Çok çok selamlarımı söyle, ilk fırsatta onada yazacam. İşleri innem sıkışığımuş da ondan yazamıymış de hemi!

Ya o kemçük ağızlı kel Şaban ne âlemde? Heç sesi soluğu çıkmıy.

Memleket yerinde durıy mı?

Bu yıl ne zinzoğ gördük ne çamşur, ne de anuk, kokusu sardı boğazımızı. Buda yaşamamı sanki.

Mereğin altında daru püskülü sarıp, cigara diye içdüğümüz, cebimizde düremeçler, kavaklar’a davum, öküzgötü yolmağa gettüğümüz, Ehmet Dede’de çimdüğümüz günler, ham-hozik dut yeyip hötürük olduğumuz, ayağımızda hıltak çedikler galeye dırmanduğumuz günler, sizin inek doğurduğunda yediğimiz ağuz ve mereklerin ardında, sıcak ahbun yığınları üstünde, ellerimiz, ayaklarımız buymuş oynadığımız soğuk kış günleri… Hep dünkü şeyler sanki…


Sümsük Dergisinden alınmıştır.

Sümsük Dergisine teşekkür


GENÇLİK VE SPOR

Şebinkarahisar Belediyespor 2000-2001 Futbol Sezonunda 2. Amatör Küme'ye düşmüş olup; 2001-2002 sezonunda tekrar 1. amatör kümeye çıkmıştır.
Müsabakalar Şehir Stadyumunda oynanmaktadır.

İlçede programlı spor faaliyetleri İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından organize edilmektedir. 500 kişilik Kapalı Spor Salonu inşaatı Devlet Yatırım programı devam etmektedir.

Pazartesi, 02 Mayıs 2005 Folklor 800
 
<< Başa Dön < Önceki 1 Sonraki > Sona Git >>
Sonuçlar 1 - 1 Toplam: 1
© 2008 T.C. Şebinkarahisar Kaymakamlığı
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.
Webmaster: Murat Esgin